Kayıtlar

Uykusuzluğa adım

Biliyorum sen de uyuyamıyorsun Birkaç gecedir Hayır saçmalamayın Dolunay etkisi değil bu Günlük hayat koşturması da Bunlar yorar mı kaçmakta olanı Hayır yeni yerler de değil yeni hayatlar da değil Bizler alışılmış yenilerde sürünüyoruz Önümüzde yeni kapılar Yeni odalar ve masalar Yanımızda yeni insanlar Diğer herkesin uyuduğu bu saatte Biliyorum sen de uyanıksın Bu boşluğu dolduracak Tek bir nefes hissedemeyeceksin Zira k ime sarılsak yok olmuş aşktan gayri Uykunun huzuru olmayacak artık İlk adım değil bu hiç olmadığı gibi Sonu da birlikte olmayacak

Tercihli

Çocukluk travmalarından kurtulamamış Güzel bir köylü kızının o samimi hayallerinde Ve inandırıcılığından minicik bir şüphe dahi  duyulmayacak  Bütün bir dünyasını sığdırdığı bakışlarında - Ki bu dünyadaki en saf rüyalardır - Yeşilliğin örtüsünde sırlanmış Ulaşırken amaçlarına ve yaşarken düşlerini Tercihli olarak tebrik etmek düşer bana Sekiz on yaşındaki çocuklarına Bıkmadan sıkılmadan  ... muntazaman Fotoğraf albümlerini kurcalayan Fedakar bir annenin merhamet dolu sevgisi  gibi

Yani

Yani masal gibiydi geçen yıllar İçi kayıp seninle anlatılar İki bilinmeyen cebir denklemi Uzak olur ortak sanılan yollar O yollar ki kesişmez cisimlerde Soluklanır mazi görmez tenlerde Dinlemek gerek açık görüleni Yani farklı günler aynı yerlerde

Mart

Bende en güzel aydır İlk anlarında başlar heyecanı Hayatın her senesinde Böyle olmuştur Mart dendiğinde Doğumun habercisi Cemrelerin düşüşleri Doğanın uyanışı Gözlerimi açışım Mart ömrüdür insanın Her yeni rüzgarda İstanları bayram eden Aylardır gizlenmiş kuş seslerini Kulaklara reklam eden Otuz kere şahit oldu şair Her devresinde aşkla Neşeyle kovaladı beşer altışa Bu mübarek ayın gelişini Sahiplendi kucaklayarak Dertlerinden azade olmuş Kedilerin figanı gibi Kutlu dönüşü ayın ve dünyanın Bir şeylerin etrafında her defa Ancak bu kadar güzel olabilirdi Kazmalarınızı küreklerinizi elinize alın Şimdi kapıya çıkma vaktidir Bakın şu dünyanın güzelliğine Görün geldi işte martın vaktidir

Tıkanmış kulaklıklar

Sesler içinde uyuyakaldım Hoş böylesi daha iyi Hem yeninin hem eskinin Birbirine karışmış curcunası içinde Tüm tatlı sorunların özeti gibi Güler yüzle ciddiyetin kavgasında Taraf tutmadım bugün işte Ve bir garaj odasında Sessizliği dinledim En sevdiğim hobimi eşlikçi kılıp Yine gerçeklerden kaçtım

büyümek

Duygular erimiş  Yaş kemale ermiş  Süreya haklı  En güzel şiirler  Gençken yazılanlar imiş   Kayıp giden bir yol  Kahkaha ve eğlence  El sallarken sessizce  Gözünde büyür ol  Çocukluğunun gizlice   Sonu geldi rahatın  Sorumludur yeni adın  Gör artık hakikatın  Yükünü taşır ol

Dalga

İnsan oğlunun varoluş çabası iki dalga arasında sahilde iz bırakmaya benzer ancak unutmamak gerekir ki  sahilde yürüyen insan zamanın nasıl geçtiğini ve ne kadar mesafe kat ettiğini fark etmez  hiçbir şey yapamadığını düşünse bile en azından çakıl zıplatır denizde dalgın yürürken bakmazsan dikkatli daha büyük dalgalar uzaktan belli eder gelişini ama sen sürekli kıyıya çarpanla oyalanırsan ıslanırsın göremeyip geleni sırılsıklam oldun diye suçlama denizi denizin soluğudur kıyıya vuran dalgalar kumun altındakiler de ihtiyaç duyar soluğa iki dalga arası açarak gözenekleri ey insanoğlu soluğun taze diye gururlanma kum tepesindeki korunaklı oluşun dalgalar geçip gidene kadardır ya da ansızın ayağın kayana kadar kancalanmış bir yunusun karaya vurması gibi şahitler üzülür yollarına devam edene kadar denizde isen ilham olur senden önce yürüyen kuşların, eklem bacaklıların ve evcil hayvanların sahile bıraktığı izleri insanların izleri ise asla yapmam dediğin milyarlarca kez denenmiş te...

Razı

Ben razıydım seninle Alışkın olduğum hayatı yaşamaya Ve paylaşmaya sana çocuksu gelen hayallerimi Şimdi keşfettikçe kendimi Antik atalarımın yaptığı gibi Halen düşlerimin bir yerinde senli günler Ve değişmiş senaryolar Bilmem kaç yüz seferinci tekrar bu Dönünce bulacağın bir ben yok artık Seninle olan savaşım bitti çoktan Yeni yeni sokaklar aşındırdım Sensiz mühürleyip Belki tekrar görmeyeceğim meskenlerde Gözlerimle gördüm En zorda açan çiçekleri

Kiraz çiçekleri

Kiraz çiçekleri Bini aşmışken Aramızdaki kilometreler Gerçekmiş o masallardaki kaleler Ve önünde akmakta nehirler Korumak için kendini İnsanoğlu anlatır Hikayesini duyan Var mı düşünmeden Şimdi oradaki  Yalnızlık bahçelerinde Kiraz çiçekleri diyorum Ne de güzel açmıştır Bu vakitlerde

Yeniden kopuş

Denk gelirsin bir gün batımına Veda için bindiğin trende Avdet ederken terk-i diyar ettiğin şehre Ve canlanır tüm vazgeçişlerin gözün önünde Dönüş yalnız mülke değildir Dönüş sıladır, sonudur hasretin sevgiliye Kavuşmaktır maziye tam da bıraktığın yerde Bıraktığın anılarla birlikte coştukça coşar geceleri Bir nefesle göz dipleri yeniden nemlenir Kurumuş sanılan dere yatakları şenlenir Mutlak kapandı sanılan baraj kapakları açılınca Diline vurur şairin gönlünü yaktıkça Başkaca bilmez vuslatını aşkının tuzakta Ulaşılmaz olmuş tanrı gibi ve yedi iklim uzakta Yaşanası hatıralar fışkırır zihinde geçmişin Uydurulmuş aşkların yuvası olan o pis zihin Acıların da kaynağı ve menbaı zalim sevgililerin

bir tek o

bir gelişi ölgenden bismedir tek gamzesi ömrümden hiçtedir o gözleri özünden içredir bir gidişi ölçerken bitmedir   tek gevheri önünden histedir o gülüşü ölümden içtedir

bohem desenler

Şimdi bitti sanıyorsun belki Bazı geceler gönlünü darlıyor düşünceleri Bil ki silmeye çalışsan da beceremeyeceksin Bir parçam seninle ölecek  Hüzünlü uzaklarda sarıldığın bedenleri Unutmak için kullandığını sanacaksın Anılarda bulduğun desenleri Hep biraz daha karalamaya çalışacaksın Hayal kırıklıklarını atsan da zihnindekileri Silemediklerin tüm tatlı tebessümlerim olacak Bohem hayatlarımıza veda ederken Kaçmak istedikçe beni bulacaksın Kurtulmaya çabaladıkça yine bana sarılacaksın Nefretle hırsla  öfkeyle hasretle Ve daha nicesi karışmış duyguların içine Görmesem de biliyorum zihnindekileri Zira bağlanmış ise gönül kurtaramazsın Sevgin ruhunu esir almışsa eğer geceleri Sevilen verebilir özgürlüğünü anca kaçamazsın Sen ey ruh kime vurgunsun dur bir bak geri Küfrettiğin hatıralarından haz duymaktasın Dur arama derinde farkındalıklar Belki sabahları düzeltirken yatağını Veya uzanırken raflara bir destek arayacaksın Ağlayarak beni yalnız beni sayıklayacaksın

bir ses bir heves

Sözle gelenin figanı duyulur giderken sesle Yok makam-ı ebedi sevdasıdır gider hevesle

ölümsüzlük şerbeti

İnsanoğlu hep geç olduğunda anlar En azından ben sevgilim Dün "sizden" esirgediğim tüm güzel sözleri Bugün yokluğuna armağan ediyorum Böylece anlam kazanmakla kalmıyor hislerim Yokluğum içinde kavuşuyor ölümsüzlüğe Ruhumla bağlanıp ab-ı hayatı içiriyor bana Elde edilecek tüm başarıların ötesinde Lokman'ın reçetesini yazıyor acısıyla her gün Var oluşumu ispatlıyor her var oluşa Dizeler uçup sayende vardıkça kulaklara

Yeşili azalan

Böyle giderse semtim Ye Diyecekler ki: eskidenmiş Bahçeli evler Zira gün geçtikçe azalıyor yeşiller Bunu fark ediyormuş gibi Yazın daha çok polen verir oldu bitkiler

Duraksayıp

Şimdilerde aynı anda duraksayıp  Belki de dalacağız uzaklara Sebebini bilmesek de Gözlerimiz sanki yek diğerini arıyorcasına Bulunduğumuz eksik yerlerden  Boşluğa bakıp uzaklaşacağız Boşluk kavuşacak günün birinde Gözlerimizden çıkan ışınlar da Elbet gerçek olacak bu vuslat  Ta ki biz geçtikten sonra  Birbirimizden

kaostan çıkış

Ve bir deprem olur anlarsın Kimi ne çok sevdiğini Çaresizce yürürken bir başına Ulaşmak istersin her rüzgarla Ümit olur hatıraların biriktiği sokaklardan  Neşeli çocuk sesleri yükselirken  İşte böyle unutulur gider acılar Artık keder vermez geçmişteki hikayeler Umutla bakar geleceğe şair Gönlü feraha kavuşurken zahir Nicedir beklenen dong sesi çalmış gibi rahatlar Yumuşak ellerin masajı ile açılır tüm o sert kulunçlar Ve sularından bulunmuş şifalarıyla Kiminin gidişi kiminin dönüşüdür hayata Yolun sonunda ya rotalar bölüşülür ya da anılar daima

en uzun gün

en uzun gün de biter hemen fark etmez kimileri oysa başlar hemen geceleri uzamaya aylar sürer hissedilmesi bazen bitmeyecek sanılan o gün hissettirmeden kaçar ortalıktan yokluğu düşünülmezken mutluluğu ne de uzundu tutulmaya kurban edilmişçesine gölgede kalmışsa da ilk bakışta  yaşayanlar için diridir hafızalarda  en uzun güne dahi sığmaz  en kısa anlarda yaşanan mutluluklar gel gör ki bitti seven için sevene rağmen ve sevilene göre geceler uzadıkça uzadı güneş ışığını kıstıkça kıstı sonu gelmez oldu karanlığın birazdan sökecekse de şafak ne sabır kaldı ne heyecan kavuşmaya kaynağına dünyanın belki başka yıldızlardan umulsa da medet hoş hepsi uzaktır dünyasına aşığın ne aydınlatmaya yeter ne de ısıtmaya ışıkları yüzü ağartmaz ya ışınları gönlü ferahlatmaz yoksunluğu bile sönmüşse aşk alevi deryalara süzülüp en uzun günlerden birinde sınır bekleyen ellere uzanmak ister kalp son kez olsun sarılmak için dileği sabittir artık dökülürken heceler dilden uzağında kalacak sevdanı...

Mutluluk bahçesi

Biz ki mutluluk bahçesinden gönüllü ayrılanlar  Şimdi duyduğumuz kuş senfonileri bile hüzün verir  Gökteki ulu tanrının aşkı ile yankılanır ibadet çağrıları  Şimdi bize cennetten kovulmak öğretilir Olmaz bir dakika gücümüz mücadele etmeye Yıkılıp kalksak da ayağa yine tökezlemekten çekinmeyiz Kimine göre belki yeterince gözü kara da değiliz  Affetmez günahlarımızı tanrı ya ondandır biliriz Herkes bayılır derslere vermeye ve tavsiyeler dizmeye Kuru bir tebessümle dinleriz zihni kopyalarımızı Düşünmek mi lanetimizdir yoksa duygularımız mı melun Görün artık anlayın bozulmuştur düzenimiz  Gelmeyecektir huzur bize geri gayrı Her şey olur biter ve biz sadece izleriz

dahası var

Anlamsız sözlerin birinciliğini Başka hayatlarımıza vermeli Yaşanılan başkalaşmamış gibi Ben ki düşman olmuşum Adı sonsuz evrenlere  Kendileri zulümdür  Her birinde mutlu  Olamadığımı bildiğimden