Kayıtlar

mutsuzluğun kitabı

haberin gelir elden tüm dünyanın korktuğu yapaylaşmış hayatların yapay zihinlerinde egemenlik başlarken yapay devrimiyle seni söylemezken bana hiçbir özelliği şaşırtmaz beni  numaralı yeni zekaların ta ki eski bir resmini yüklettiğinde gizlice işe yarar dedirtir tüm teknik olanaklar ah diğer yarını bir görsem anılar hücum eder aklıma bambaşka akmış hayatlarda en masum hikâyeleri ile geçen yılları teferruat eden o ilk gerçek aşkın son yakarışları gurbet şehrinde gurbet ama benim için oysa sen göçmüş iken ben misafir hissettim hep yeşil ve kahverengi mi devrimin son tanıkları birbirinden kopar gibi köyler kasabalar ve şehirler ne ki artık ülkeler ayırmış plastik tabelalarda işaretli sınırları ile mercator haritalarında oysa sürgün edildiğim o kalbe mesafeyi ölçmeye kaç ışık yılı gerekir bu dünyada daha kaç kez ölüp de dirilmem gerekir mutsuzluğunu kitabını seninle oturup okuyabilmek için

Bilir son kez

Bilirdik son kez Arkanı dönüp bakışının Tenlerin değmesini birbirine Son kez o öpücük Gayrısı bizsiz olacak Belki başkaca kalplerde Arayıp aynı hissiyatı Oysa kaybettiğimiz o anı Biliyorduk ki son kez Hikayeler yersiz Hiçbir veda tesadüf değil Peşi sıra kendinden geçerken Titreyen o vücutlar Bilir ki son kez

yaşanmamış dünler

bir fotoğraf görürsün tıpkı sizin gibi sana hatırlatır yuvasında gömülmüş derindeki rüyaları sanki hiç yaşanmamış gibi dünleri birlikte bir son olmuş bu defa haberli düşlenmeyen atiyi başkaları yaşamış mazinin aynı karesini hatıra diye benimseyip dön'leri birlikte

Uykusuzluğa adım

Biliyorum sen de uyuyamıyorsun Birkaç gecedir Hayır saçmalamayın Dolunay etkisi değil bu Günlük hayat koşturması da Bunlar yorar mı kaçmakta olanı Hayır yeni yerler de değil yeni hayatlar da değil Bizler alışılmış yenilerde sürünüyoruz Önümüzde yeni kapılar Yeni odalar ve masalar Yanımızda yeni insanlar Diğer herkesin uyuduğu bu saatte Biliyorum sen de uyanıksın Bu boşluğu dolduracak Tek bir nefes hissedemeyeceksin Zira k ime sarılsak yok olmuş aşktan gayri Uykunun huzuru olmayacak artık İlk adım değil bu hiç olmadığı gibi Sonu da birlikte olmayacak

Tercihli

Çocukluk travmalarından kurtulamamış Güzel bir köylü kızının o samimi hayallerinde Ve inandırıcılığından minicik bir şüphe dahi  duyulmayacak  Bütün bir dünyasını sığdırdığı bakışlarında - Ki bu dünyadaki en saf rüyalardır - Yeşilliğin örtüsünde sırlanmış Ulaşırken amaçlarına ve yaşarken düşlerini Tercihli olarak tebrik etmek düşer bana Sekiz on yaşındaki çocuklarına Bıkmadan sıkılmadan  ... muntazaman Fotoğraf albümlerini kurcalayan Fedakar bir annenin merhamet dolu sevgisi  gibi

Yani

Yani masal gibiydi geçen yıllar İçi kayıp seninle anlatılar İki bilinmeyen cebir denklemi Uzak olur ortak sanılan yollar O yollar ki kesişmez cisimlerde Soluklanır mazi görmez tenlerde Dinlemek gerek açık görüleni Yani farklı günler aynı yerlerde

Mart

Bende en güzel aydır İlk anlarında başlar heyecanı Hayatın her senesinde Böyle olmuştur Mart dendiğinde Doğumun habercisi Cemrelerin düşüşleri Doğanın uyanışı Gözlerimi açışım Mart ömrüdür insanın Her yeni rüzgarda İstanları bayram eden Aylardır gizlenmiş kuş seslerini Kulaklara reklam eden Otuz kere şahit oldu şair Her devresinde aşkla Neşeyle kovaladı beşer altışa Bu mübarek ayın gelişini Sahiplendi kucaklayarak Dertlerinden azade olmuş Kedilerin figanı gibi Kutlu dönüşü ayın ve dünyanın Bir şeylerin etrafında her defa Ancak bu kadar güzel olabilirdi Kazmalarınızı küreklerinizi elinize alın Şimdi kapıya çıkma vaktidir Bakın şu dünyanın güzelliğine Görün geldi işte martın vaktidir

Tıkanmış kulaklıklar

Sesler içinde uyuyakaldım Hoş böylesi daha iyi Hem yeninin hem eskinin Birbirine karışmış curcunası içinde Tüm tatlı sorunların özeti gibi Güler yüzle ciddiyetin kavgasında Taraf tutmadım bugün işte Ve bir garaj odasında Sessizliği dinledim En sevdiğim hobimi eşlikçi kılıp Yine gerçeklerden kaçtım

büyümek

Duygular erimiş  Yaş kemale ermiş  Süreya haklı  En güzel şiirler  Gençken yazılanlar imiş   Kayıp giden bir yol  Kahkaha ve eğlence  El sallarken sessizce  Gözünde büyür ol  Çocukluğunun gizlice   Sonu geldi rahatın  Sorumludur yeni adın  Gör artık hakikatın  Yükünü taşır ol

Dalga

İnsan oğlunun varoluş çabası iki dalga arasında sahilde iz bırakmaya benzer ancak unutmamak gerekir ki  sahilde yürüyen insan zamanın nasıl geçtiğini ve ne kadar mesafe kat ettiğini fark etmez  hiçbir şey yapamadığını düşünse bile en azından çakıl zıplatır denizde dalgın yürürken bakmazsan dikkatli daha büyük dalgalar uzaktan belli eder gelişini ama sen sürekli kıyıya çarpanla oyalanırsan ıslanırsın göremeyip geleni sırılsıklam oldun diye suçlama denizi denizin soluğudur kıyıya vuran dalgalar kumun altındakiler de ihtiyaç duyar soluğa iki dalga arası açarak gözenekleri ey insanoğlu soluğun taze diye gururlanma kum tepesindeki korunaklı oluşun dalgalar geçip gidene kadardır ya da ansızın ayağın kayana kadar kancalanmış bir yunusun karaya vurması gibi şahitler üzülür yollarına devam edene kadar denizde isen ilham olur senden önce yürüyen kuşların, eklem bacaklıların ve evcil hayvanların sahile bıraktığı izleri insanların izleri ise asla yapmam dediğin milyarlarca kez denenmiş te...

Razı

Ben razıydım seninle Alışkın olduğum hayatı yaşamaya Ve paylaşmaya sana çocuksu gelen hayallerimi Şimdi keşfettikçe kendimi Antik atalarımın yaptığı gibi Halen düşlerimin bir yerinde senli günler Ve değişmiş senaryolar Bilmem kaç yüz seferinci tekrar bu Dönünce bulacağın bir ben yok artık Seninle olan savaşım bitti çoktan Yeni yeni sokaklar aşındırdım Sensiz mühürleyip Belki tekrar görmeyeceğim meskenlerde Gözlerimle gördüm En zorda açan çiçekleri

Kiraz çiçekleri

Kiraz çiçekleri Bini aşmışken Aramızdaki kilometreler Gerçekmiş o masallardaki kaleler Ve önünde akmakta nehirler Korumak için kendini İnsanoğlu anlatır Hikayesini duyan Var mı düşünmeden Şimdi oradaki  Yalnızlık bahçelerinde Kiraz çiçekleri diyorum Ne de güzel açmıştır Bu vakitlerde

Yeniden kopuş

Denk gelirsin bir gün batımına Veda için bindiğin trende Avdet ederken terk-i diyar ettiğin şehre Ve canlanır tüm vazgeçişlerin gözün önünde Dönüş yalnız mülke değildir Dönüş sıladır, sonudur hasretin sevgiliye Kavuşmaktır maziye tam da bıraktığın yerde Bıraktığın anılarla birlikte coştukça coşar geceleri Bir nefesle göz dipleri yeniden nemlenir Kurumuş sanılan dere yatakları şenlenir Mutlak kapandı sanılan baraj kapakları açılınca Diline vurur şairin gönlünü yaktıkça Başkaca bilmez vuslatını aşkının tuzakta Ulaşılmaz olmuş tanrı gibi ve yedi iklim uzakta Yaşanası hatıralar fışkırır zihinde geçmişin Uydurulmuş aşkların yuvası olan o pis zihin Acıların da kaynağı ve menbaı zalim sevgililerin

bir tek o

bir gelişi ölgenden bismedir tek gamzesi ömrümden hiçtedir o gözleri özünden içredir bir gidişi ölçerken bitmedir   tek gevheri önünden histedir o gülüşü ölümden içtedir

bohem desenler

Şimdi bitti sanıyorsun belki Bazı geceler gönlünü darlıyor düşünceleri Bil ki silmeye çalışsan da beceremeyeceksin Bir parçam seninle ölecek  Hüzünlü uzaklarda sarıldığın bedenleri Unutmak için kullandığını sanacaksın Anılarda bulduğun desenleri Hep biraz daha karalamaya çalışacaksın Hayal kırıklıklarını atsan da zihnindekileri Silemediklerin tüm tatlı tebessümlerim olacak Bohem hayatlarımıza veda ederken Kaçmak istedikçe beni bulacaksın Kurtulmaya çabaladıkça yine bana sarılacaksın Nefretle hırsla  öfkeyle hasretle Ve daha nicesi karışmış duyguların içine Görmesem de biliyorum zihnindekileri Zira bağlanmış ise gönül kurtaramazsın Sevgin ruhunu esir almışsa eğer geceleri Sevilen verebilir özgürlüğünü anca kaçamazsın Sen ey ruh kime vurgunsun dur bir bak geri Küfrettiğin hatıralarından haz duymaktasın Dur arama derinde farkındalıklar Belki sabahları düzeltirken yatağını Veya uzanırken raflara bir destek arayacaksın Ağlayarak beni yalnız beni sayıklayacaksın

bir ses bir heves

Sözle gelenin figanı duyulur giderken sesle Yok makam-ı ebedi sevdasıdır gider hevesle

ölümsüzlük şerbeti

İnsanoğlu hep geç olduğunda anlar En azından ben sevgilim Dün "sizden" esirgediğim tüm güzel sözleri Bugün yokluğuna armağan ediyorum Böylece anlam kazanmakla kalmıyor hislerim Yokluğum içinde kavuşuyor ölümsüzlüğe Ruhumla bağlanıp ab-ı hayatı içiriyor bana Elde edilecek tüm başarıların ötesinde Lokman'ın reçetesini yazıyor acısıyla her gün Var oluşumu ispatlıyor her var oluşa Dizeler uçup sayende vardıkça kulaklara