mutsuzluğun kitabı
haberin gelir elden tüm dünyanın korktuğu yapaylaşmış hayatların yapay zihinlerinde egemenlik başlarken yapay devrimiyle seni söylemezken bana hiçbir özelliği şaşırtmaz beni numaralı yeni zekaların ta ki eski bir resmini yüklettiğinde gizlice işe yarar dedirtir tüm teknik olanaklar ah diğer yarını bir görsem anılar hücum eder aklıma bambaşka akmış hayatlarda en masum hikâyeleri ile geçen yılları teferruat eden o ilk gerçek aşkın son yakarışları gurbet şehrinde gurbet ama benim için oysa sen göçmüş iken ben misafir hissettim hep yeşil ve kahverengi mi devrimin son tanıkları birbirinden kopar gibi köyler kasabalar ve şehirler ne ki artık ülkeler ayırmış plastik tabelalarda işaretli sınırları ile mercator haritalarında oysa sürgün edildiğim o kalbe mesafeyi ölçmeye kaç ışık yılı gerekir bu dünyada daha kaç kez ölüp de dirilmem gerekir mutsuzluğunu kitabını seninle oturup okuyabilmek için