Kayıtlar

iki artı bir

tozu karışsa da kirine alnını temiz tutmaya çalışarak medeniyetin beş adım ötesinde refahtan hariç tutularak şaşaalı sarayı ile dikilen belediyede koltuklar kapışılarak hizmete gelince ne vaatler hatırlanır ne de oyların sayısı  garibanın halidir bu baştan çizilmiş alın yazısı değiştirmeye gücü var mı gör ki niyeti olası her dileği aşağılanır tebessümü çok görülür zira ne de olsa zenginin korunaklı semti güven dolu köşe başı ve neşelidir yarısı berikinin evcil hayvanının pahalı maması diğerinin ödeyemediği genel sağlık sigortası değişen semtlerin olsa da çehresi ve havası parklarında oynayan çocukların neşesi aynı kalacak birinde hayatın bir günü biterken öbüründe yeni başlayacak gece yarılarına kadar kahkahaları duyan gözler ağlayacak hayat dediğin belki hep ikiliklerle kaim olacak cehennemde olanlar cennet hayaliyle teselli bulacak

sevgili apartmanı

oysa apartmanların isimleri hep aynıdır benimkisi ise şiir ve sokağımdaki tüm apartmanlara sevgililerin isimleri verilmiş asılı iken ilanları emlak bürolarında kapılarına kedileri serilmiş ve büronun önündeki küçük çeşme sevindirir ev köpeklerini ki sahipleri içeride mesken ararken bu arada gelenler yeni evli bir çift evcil hayvanları ile yaşayacaklar ağacı bol gürültüsü az bu sakin semtte nezih diyerek pazarlanıp bol sıfırlı kiraları ile yakınlığı ile de ünlü; ulaşıma, merkeze, restoranlara ve dahi kafelere eski çehrelerinden de arınıyor göçüp giden eski sahipleri ile birlikte ve yeni sakinlerini bekliyor yeni yüzleriyle köşe başında ayrılıyor sevgililer ve dostlar önünde yavrularını koruyan kediler beslenen bakımevlerine bırakılıyor yük olarak görülen yeniyetmeler bırakınca çocuklarını beyaz yaka ebeveynler bitişikteki villaya bakıp iç geçiriyor mesai sonu dönecekleri güvenlikli yaşam alanlarına küfrederek sokağın sonunda ise bir okul var yan cephesi ana caddeye bakıyor kornalarına a...

sen ki kadın

sen ki bana şehri sevdiren kadın yol olup gönlüme akan iş çıkışlarında kalabalığın içinde parıldayan melek gibi sen ki bana göğü sevdiren kadın akşam ışığı vururken tepelere yağdıkça yıldızların dans eden şeritlerinden fırlayıp gezegenlerin yerlerini belledikçe mıhlanan sen ki bana astrolojiyi sevdiren kadın gönlümde yıkıntılar kasıp kavururken sanar ya insanlar dertsizdir hayatın buldum sonunda ömrüm aramakla geçerken sen ki bana hayatını sevdiren kadın bugün gözlerim bakıyor geleceğe umutla diniyor tüm sızılarım sonsuzluğa varıp da yeni hayaller ve seninle söküyor işte ufukta sen ki bana şifa olan seni sevdiren kadın

rüzgarın getirmediği toz tanesi

bir adım at ve gel gönlüme çiçekler açsın bozkırın göbeğinde samyeli taşısın seni bana güneyden ve kavuşsun huzura tüm belirsizlikler

yangın

yangınında boğuldum kokuna hasretle orantısız müdahaleye konudur köpükler alevden sirayet ederken bedenime küller gözlerimi kapadım şemaline özlemle

ankara

sevgi emekti ela gözlerinde ki o bana Ankara'yı hatırlatır ve uzanır numaralı caddelerinden bulutlarla üzerini kapatır yeşillikli sokaklarından varır insanlar sıralı bahçeli evlerine ama her bir köşesi tutulmuş malikaneleri anımsatır beş tepeye kurulan beş evler tümülüsleri dahi yerinden eder uzanırken bir cadde boyu ve selamlarken atayı anıtlı tepenin ardından devam eder yürüyüşü Türkî illerin sırasından metroya varırken kimileri misafir olur ise kimisi tüm aşk hikayelerinin saklandığı o geniş kütüphaneye yokuşun karşısına vardıktan tek renk ışıklarına takılmış parklarında sızlayıp tıkışmış o son aşkın hevesini sarmaş dolaş sevgililerde ararken gördüm geçmişini ve bana asla vaat etmediğin o masumluktan vazgeçmiş şehvetinin esiri halinde dağıtıp hoyrat sevgi rollerini de bilir bu güzel ama ketum başşehir tüm o ayaz gecelerinde bir meyhaneden diğerine sürüklenirken ayılmaksızın birer ikişer devirdiğin kadehleri en iyi sitelerin ağaçlı...

yaparsın

şu dünyanın haline, sarıp sarıp üzülürsün güneşin al ufkuna, bakıp bakıp süzülürsün yalnız kalmış bir beden, yanıp yanıp gömülürsün göğsüne bir kuş konar, sanıp sanıp gülünürsün şansına yenilmeden, sövüp sövüp bürünürsün talihin başa gelen, övüp övüp görünürsün yaktığın ağıtlara, çarpıp çarpıp dövünürsün sızların dinmedikçe, açıp açıp  söndürürsün aldığın bir ah olur, sorup sorup giderirsin yangının bitmedikçe, durup durup köpürürsün vedanın her vaktinde söylenip delirirsin saydığın nefesleri alıp verip bitirirsin